Verification: 57f608bc27c3fbc6

BİZLER CUMHURİYET DELİSİYİZ!!! BİZE HERGÜN BAYRAM.....

Zanox satış ortaklığı HTML kodunun [LE269] BAŞLANGICI [LB269]

 


Günün Fırsatı

GİYCEM
Zanox satış ortaklığı HTML kodunun [LE269] BAŞLANGICI [LB269]

OSMANLI TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK VE FECİ ŞEHZADE KATLİAMI

 

 

 

OSMANLI TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK VE FECİ ŞEHZADE KATLİAMI

27 ve 28 Ocak 1595 tarihleri, 622 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarihinde çok önemli günlerden biridir.

27 Ocak 1595“'te önemli bir zafer kazanılmamıştır. ..

Bir büyük askerî yenilgiyle uğranılmamıştır.

Sosyal ya da ekonomik ya da bilimsel ya da doğal büyük, unutulmaz, tarihî herhangi bir olay da meydana gelmemiştir.

27 Ocak 1595 tarihinde 13. Osmanlı padişahı III. Mehmed, ölen 12. padişah. III. Murad“ın yerine tahta çıktı...

  

27 Ocak 1595“'te III. Murad“ın cenaze töreni yapıldı.

Ve 28 Ocak 1595'“te ise Osmanlı tarihindeki en büyük ve feci şehzade katliamı sonunda bir gece önce öldürülen tam 19 şehzadenin de cenaze törenleri düzenlendi...

Bu katliam, o döneme kadar Osmanlı tarihinde olduğu kadar belki   de dünya tarihinde de görülmemiş bir acımasızlıktı...

Taht için, 19 “kardeş“ bir gün içinde katlediliyor ye on üçüncü   Osmanlı padişahı IV.Mehmed“in böylelikle “önü tamamen açılmış oluyor“du...

Boğdurulanlar arasında yaşlan adamakıllı kemale ermiş olanların   yanı sıra, oyun çocukları hatta kundak çocukları bile vardı.

Tarihe “kara bir kayıt“ olarak tek tek düşen o on dokuz zavallı   şehzadenin adları, şöyleydi:

1. Selim Bayezid  2. Mustafa 3. Osman 4. Cihangir 5. Abdullah 6. Abdurrahman

7. Hasan 8. Ahmed 10. Yakub 11. Âlemşah 12. Yusuf 13. Hüseyin 14. Korkud

15. Ali 16. İshak 17. Ömer 18. Alaeddin 19. Davud 

ON ÜÇÜNCÜ PADİŞAH III. MEHMED

Babası öldüğünde III. Mehmed Manisa Valisi idi.

26 Mayıs 1566“'da Safiye Sultan“'tan dünyaya geldiğine göre, tahta çıktığında 28 yaşının içindeydi...

Şehzadeliği sırasında valilik yapan son Osmanlı padişahıdır.

Annesi, Venedikli Safiye Sultan, kocası Sultan III. Murad'ın ölümünü, büyük bir dikkat ve ustalıkla gizlemeyi başardı... Tabii, tüm amacı, Manisa“daki oğlu şehzade Mehmed'“i kazasız belasız tahta çıkartmaktı.

Safiye Sultan eşinin ölümünü saraydaki güçlü mevkii ile ünlü Harem Kethüdası Canfedâ Hâtûn ile ve Bâb-üs Saâde Ağası Macar Gazanfer Ağa“dan başka hiç kimseye, hatta Sadâret Kaymakamı Ferhad Paşa ile öteki vezirlere bile duyurmadı.

Safiye Sultan bu konuda sadece Bostancıbaşı Ferhad Ağa“ya güveniyordu. Onu çağırtıp, kocasının öldüğünü Ferhad Ağa“ya söyledi. Oğluna, saltanatı müjdeleyen bir de mektup yazdı ve derhal Manisa“ya gönderdi.

Ferhat Ağa, beraberindeki birkaç bostancı olduğu halde Manisa“ya hareket etti. At değiştire değiştire ve yollarda çok az dinlenerek dört gün içerisinde Manisa“ya, şehzade Mehmed“e ulaştılar.

  

Ferhat Ağa şehzadeye hemen saltanatı müjdeledi:

Her işi garantiye almayı kendisine şiar edinen şehzade Mehmed, yine de Ferhat Ağa“ya sordu:

* Bre Ağa! İyi dersin de, sadâret-i uzmadan (sadrazamlıktan) bana niçin “âriza“

gelmedi (Saltanata resmî çağrı)? Ferhat Ağa, hiçbir şey söylemedi, sadece kuşağından beyaz bir tülbente itina ile sarılmış küçük bir gümüş tas uzatarak“

* Devletlü efendimiz, dedi, bunu Valide Sultan Hanımefendi hazretleri size göndermiştir.

İşte o zaman şehzade Mehmed babası Murad“ın öldüğünü ve taht yolunun kendisine gerçekten açıldığını anladı. Zira, kendisine Ferhat Ağanın verdiği “gümüş küçük tas“ın bir hikâyesi vardı. Annesi ile çok önceden anlaşmışlardı, “küçük gümüş tas“ın kendisine gönderilmesinin gerçek anlamı “Baban öldü, hemen İstanbul“a gelip tahta çık“ demekti.

Hemen İstanbul“a hareket için hazırlıklara başlandı.

Bununla beraber ertesi gün daha yola çıkılmadan önce, vezirlerden İbrahim Paşa, Sultan III. Murad“ın öldüğünü duymuş, Sofu Osman Ağa adındaki sâdık adamı ile hemen Manisa“ya bir “âriza“ göndermişti.

Bu tarihten hemen hemen yirmi yıl önce tıpkı babası III. Murad gibi III. Mehmed sanıyla tahta çıkacak elan şehzade, Manisa“dan beraberindekiler ile birlikte Bursa“'nın Mudanya limanına geldi... O tarihlerde İstanbul“a en kısa yol Mudanya-İstanbul arasındaki deniz yoluydu.

Şehzade Mehmed ve maiyeti erkânı ile tüm muhafızlar Kırkık Ali Reis adındaki bir kaptanın iki kadırgasına binip, kıştır, kıyamettir, deniz dalgalıdır diye aldırmadan İstanbul“a doğru yelken açtılar.

Müstakbel Osmanlı padişahı şehzade Mehmed“in maiyetinde lalası Mehmed Bey,Emirahûru Ahmed Ağa gibi önemli isimler de yer alıyordu. Şehzadeye saltanat müjdesini götüren Ferhat Ağa“ya ise 20 bin altın bahşiş verildi ve Mısır Eyaleti“ne atandı. Ama, o “hayat boyu“ eski görevi Bostancıbaşılıkta kalmayı tercih etti.

MATEM GİYSİLERİYLE KUTLAMA!..

Müstakbel padişah, o dönemin tabiriyle “beyn-es salâteyn“ yani kuşluk vakti İstanbul“a ulaşıp, Sarayburnu“ndaki iskelede karaya çıktı.

Saray ahalisi, zaten gözleri yolda onu bekliyordu. Mehmed, karaya adımını atar atmaz Topkapı Sarayı“ndan kurusıkı yüz bir pare top atışları yapılmaya başlandı.

Böylelikle saltanat değişikliği resmen ilan edilmiş oluyordu. Günlerden “Cuma“ idi...

Şehzade, saray iskelesinde devlet önde gelenlerince istikbâl edildikten sonra topluca Topkapı Sarayı“na hareket edildi.

Cuma namazında, artık tüm camilerde hutbe on üçüncü Osmanlı padişahı “Mehmed-i Sâlis“, yani III. Mehmed adına okundu.

Tüm vezirler, Yeniçeri Ocağı ağalan ve devlet önde gelenlerindim, ulemâ Cuma namazını edâ eyledikten sonra matem elbiseleri ile saraya geldiler ve “Meydan Divânı“nda Osmanlı tahtına cülus etmiş bulunan yeni Osmanlı padişahına biat ettiler. IH. Mehmed“e ilk biat eden, müteveffa padişah III. Murad“m hocası olduğundan Hoca-i Sultanî (Sultanın Hocası) diye ün salmış, Yavuz Sultan Selim“in ünlü nedimi Hasan Can“ın oğlu, “Tâc üt-Tevârih“ adlı ünlü tarih yapıtının yazarı Hoca Saadeddin Efendi oldu.

Yakın tanıyanların belirttiklerine göre, yeni padişah III. Mehmed zayıf iradeli, safdil, etki altında kalan ama yine de halim-selim, kerim, edebiyatsever, gururlu biriydi. Annesi Valide Safiye Sultan“ın inanılmaz derecede etkisi altındaydı. Öyle ki, eğer Safiye Sultan arzu ederse verdiği iradeyi derhal geri aldırtmakta bir an bile tereddüt etmezdi. Ayrıca, son derece dindardı.     Hazret-i Peygamber“in her adının anılışında mutlaka ayağa kalkardı. Bütün eski Osmanlı şehzadeleri gibi çocukluk ve gençlik yıllarında en yetkili hocalardan köklü bir eğitim görerek yetişti. Edebiyat konusunda geniş bir kültüre sahipti. Şiirler de yazdı ve “Adlî“ mahlasını kullandı.

Aşağıdaki şiirinden de kolaylıkla anlaşılacağı gibi III. Mehmed içten ve pürüzsüz bir şiir diline sahipti:

“Yokdurur zulme rızâmız adle biz maileniz

Gözlerüz Hakkım rızâsun emrine kaaillerüz

Ârifüz âyine-i âlem-nümâdur gönlümüz

Rüzgârım cünbüşünden sanmayım gaafilleriyüz

Pûte-i aşk içre “

Adlî“ kal idelden kalbimiz

Gıll-u-gışdan hâliyüz âlemde sâfi-dillerüz“

Ancak, III. Mehmed yönetim ve askerlik konularında Kanunî Sultan Süleyman“a kadar sürüp giden ilk büyük Osmanlı padişahlanyla mukayese edilebilecek bir kişilikte değildi. Buna rağmen, babası III. Murad ve dedesi II. Selim gibi İstanbul“un içinden saraya kapanıp hiç ayrılmamış da değildir. Kanunî“ye kadar süren, sefere padişahların bizzat katılmaları geleneğini canlandırmış, ordusunun başına geçerek önemli bir kaleyi fethettiği gibi bir de meydan savaşı kazanmıştır.

HAZİN CENAZE TÖRENLERİ

III. Murad“ın tabutu, ikindi namazından sonra Harem“den çıkartılıp vezirler ve din bilginlerince karşılandı, sarayda Helvahane önünde hazırlanan bir tahtabent üzerine yerleştirildi.

III. Mehmed in de en önde saf durduğu cenaze namazını, Sultan III. Murad“ın vasiyeti uyarınca Hoca Saadeddin Efendi kıldıracak iken, ondan önce cenaze törenine gelmiş bulunan Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi“nin kıldırması, bu iki önemli din bilgini arasında neredeyse çok önemli bir dargınlığa sebep oldu...

Namazdan sonra cenaze Ayasofya“daki II. Selim türbesinin yanında hazırlanan kabre defnedilip, sonradan kabrin üzerine bir de türbe yapıldı.

III. Mehmed“in 19 erkek kardeşinin öldürülmeleri ise, Topkapı Sarayı“nda yaşanan büyük bir faciadan başka bir şey olmadı. “Nizâm-ı âlem“ kuralı yine işledi... Bu kuralın işlemesinde, oğlu III. Mehmed“in tek başına, rakipsiz kalmasını, dolayısıyla kendisinin de Harem“de olsun, sarayda olsun egemenliğinin pekişmesi için yanıp tutuşan, yeni padişahın annesi, Valide Safiye Sultan baş rolü oynadı...

19 şehzadenin ancak dördü yetişkin, öteki on beşinin büyük çoğunluğu daha ana kucağında olan zavallı kardeşler, odalarından tek tek ve zorla alınarak saray dilsizleri tarafından yay kirişleriyle hunharca boğuldular...

Her şey en ince ayrıntılarına göre daha önceden planlanmış şehzadelerin boğularak idamlarından önce, saray marangozhanesinde servi ağacından 19 tabut ve gerekli tüm öteki “cenaze levâzımatı“ hazırlanmıştı.

  

Boğulan şehzadelerin cansız vücutları Hırka-i Saadet dâiresinin önüne tek tek sıralanırken, şehzadelerin annelerinin canhıraş, iç parçalayıcı feryatları, Topkapı Sarayı“nın duvarları arasında çın çın çınlıyordu. Bu arada, yetişkin şehzadelerden dördü de boğulmadan önce cellatlarına karşı ellerinden geldiğince direnmiş, ama normal insanlardan çok daha güçlü kuvvetli olan dilsizlere karşı fazla bir şey yapmayı başaramamış, üç beş dakika içerisinde son nefeslerini vermekten kurtulamamışlardı.

Gelenek uyarınca, irili ufaklı bu 19 şehzade tabutu şal kumaşlar, kavuklar ve murassa sorguçlarla adamakıllı süslendi! Ardından Helvahane kapısına kadar düzgün bir biçimde yan yana konularak sıralandı ve Şeyhülislâm Bostanzâde Mehmed Efendi, gene sırayla her birinin cenaze namazlarını kıldırdı. Sonra saraydan çıkarılan bu “Nizâm-ı âlem kurbanı 19 şehzade“ cenaze alayına katılanların hemen tümünün hıçkırıkları arasında ağır ağır Ayasofya avlusuna taşınarak babaları III. Murad“ın ayak ucunda hazırlanan irili ufaklı 19 mezara defnedildi!

19 şehzadeden en büyüklerinin adı Mustafa idi... Şehzade, babasının öldüğünü öğrenir öğrenmez, kaçınılmaz sonunu da anlamış, duygularını şu beyit ile dilegetirmişti:

“Nisiyem de kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm.

Ag kim, bu gülşeri-i âlemde herkiz gülmedim“

III. Murad“ın kızları da çok geçmeden Topkapı sarayından uzaklaştırılarak, Yeni Saray“a nakledildiler.

19 şehzadenin birer birer boğdurulup ortadan kaldırılmaları, yeni padişah III. Mehmed“in haris annesi Valide Safiye Sultan“a yetmemişti... Zira, geriye karınlarında eski padişahın çocuklarının çocuklarını taşıyan 10 kadar câriye daha vardı. Safiye Sultan“a göre, ileride bir aksiliğin, yeni bir şehzadenin ortaya çıkması ihtimalini önlemek için, bu cariyelerin de yok edilmeleri gerekti...

Safiye Sultan, isteğini bir iki gün sonra gerçekleştirdi...

Ve ayaklarına ağırlıklar bağlanan, 10“'u da hâmile 10 câriye, bir gece Topkapı Sarayından alınarak sandala bindirildi ve Kızkulesi açıklarında Boğaz“ın güçlü akıntılarına bırakıldı!

Artık ortada III. Mehmed“i rahatsız edebilecek hiçbir “şehzade ihtimali“ kalmamış, Safiye Sultan“ın gücü de adamakıllı artmıştı...

DİLSİZ CELLATLARIN SONU

III. Mehmed“in, saltanata adımını atar atmaz yaşanan bu facialar içinde olumlu bir de uygulaması oldu... Sarayı artık doldurmuş bulunan ve devlet işlerine bile karışan dilsizler, cüceler, maskaralar tamamen Topkapı Sarayı“ndan çıkartılarak çoğu Mısır“a gönderildi...

SIRA KARDEŞLERDEN SONRA EVLATTA!

III. Mehmed“in altı oğlu dünyaya gelmişti: Mahmud, Ahmed, Selim, Mustafa, Süleyman, Cihangir... Bunların arasında en büyük şehzade Mahmud, çalışkanlığı, dürüstlüğü, bilgisi, enerjikliği ile çevresi tarafından çok sevilen ve tahtın tek vârisi olarak görülen biriydi. Ancak, Anadolu“da ikide bir ayaklanma çıkartanlara karşı Osmanlı ordularının üst üste yenilgiler aldığı haberleri İstanbul“a gelmeye başladığında, babası III. Mehmed“in önlem almada yetersiz kaldığını gören bu zeki ve cesur şehzadenin bir Anadolu serdarlığını istediği babasının kulağına kadar gitti. Oysa, kendisinden sonra gelen yaşça küçük kardeşi şehzade Ahmed (sonradan padişah olan I. Ahmed) onu, konuşma ve davranışlarından dolayı uyarmış, bu durumdan padişahın huzursuz olabileceğini uygun bir dille Mahmud“a iletmişti.

En sonunda şehzade Mahmud“un bir şeyhin telkini ile saltanata geçmesi konusunda bazı yazışmalarda bulunması, bu yazışmaların Kızlarağası“nın eline geçmesi üzerine, III. Mehmed, oğlunun derhal idam edilmesi için gerekli buyruğu, belki de istemeyerek vermek durumunda kaldı...

Kader, on üçüncü Osmanlı padişahını 19 kardeşinden başka oğlunun katili durumuna da getirmişti.

Şehzade Mahmud hemen hapsedildi...

Ve 7 Haziran 1603 Cumartesi günü cellatlara teslim edilen 21 yaşındaki şehzade boğularak idam edildi!

 

KAYNAK:ERDOĞAN TOKMAKÇIOĞLU/OSMANLI TARİHİNDE KATLEDİLEN ŞEHZADELER KİTABINDAN.

 

III.MEHMED'İN GERÇEKTEN GARİP ÖLÜMÜ SAYFASINI OKUMAK İÇİN TIKLA!

 

 

 

 

Google

http://www.adhood.com/adserver/ad.php?zid=244057


Yorumlar - Yorum Yaz


 

GİYCEM
 

 

 

160 x 600 Low Cost Flight

 

 

 

haberler haberler

 


Günün Fırsatı

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam28
Toplam Ziyaret636979
Anlık
Yarın
20° 20° 15°
AlışSatış
Dolar2.24282.2518
Euro2.84932.8608