Verification: 57f608bc27c3fbc6

BİZLER CUMHURİYET DELİSİYİZ!!! BİZE HERGÜN BAYRAM.....

Zanox satış ortaklığı HTML kodunun [LE269] BAŞLANGICI [LB269]

 


Günün Fırsatı

GİYCEM
Zanox satış ortaklığı HTML kodunun [LE269] BAŞLANGICI [LB269]

KANUNÎ DÖNEMİNDEKİ ŞEHZADE OLAYLARI 1

 

 

 

KANUNÎ DÖNEMİNDEKİ ŞEHZADE OLAYLARI!

Osmanlı İmparatorluğu“nun, Avrupalıların da dedikleri gibi gerçekten “Muhteşem“ olan padişahı Kanunî Sultan Süleyman döneminde de Osmanlıda “Şehzade olayları“ eksik olmadı...

Büyük hükümdarı evlatları yüzünden üzüntülere, ıstıraba sevkeden olaylar meyanında; çok sevdiği kimi şehzadelerini vakitsiz alıp götüren ecelin yanı sıra birtakım düzen ve entrikalarla, yönlendirmelerle iki öz evladına kıymak durumunda kalışından dolayı çekmiş olduğu muhakkak bulunan vicdan azabı belirtilebilir.


Osmanlı“nın bu büyük hükümdarı Kanunî SultanSüleyman“ın sekiz erkek, bir de kız çocuğu dünyaya gelmişti. Mâhidevran Sultan“dan   (Gülbahar Hatun)    olan   en büyük Şehzade Mustafa“dan (Manisa 1515 - Konya Ereğlisi 1553) gayrisi Kanunî“'nin büyük bir tutku ile bağlı olduğu sevgili eşi ünlü Hürrem Sultan“'dan doğmuşlardı. 

 Murad, Mahmud ve Abdullah adındaki şehzadeler bir, bir buçuk yaşlannda öldüklerinden padişahın, bu küçük şehzadelerin kaybı dolayısıyla yıkım derecesinde, büyük çapta bir üzüntü söz konusu edilemez.

Ancak, Kanunî Sultan Süleyman“ın bizzat “veliaht“ gözüyle baktığı ve çok sevdiği şehzadesi Mehmed“in 22 yaşındayken 1543“'te ansızın ölümü, padişahı olağanüstü müteessir etti; onun adına Mimar Sinan'“a Şehzade Camii“ni inşa ettirdi.

Şehzade Mehmed için “Şehzadeler güzidesi Sultan Mehmed'im“ mısraını dile getiren Kanunî, sevgi, ıstırap duygularıyla şiir kudretini ebced hesabıyla tarih düşürdüğü (Hicrî 950-Miladî 1543) bu mısrada bir araya getirmişti.

Şehzade Mehmed“in genç yaşta ölümünün ardından Sultan Süleyman“ın üzerine titrediği, çok sevdiği şehzadelerinden biri de en küçük Şehzade Cihangir idi... Osmanlı“da bir padişahın ölümünün ardından kimin padişah olacağı yolunda bir veraset kanunu mevcut olmadığından, Kanunî“nin yaşı ilerledikçe hayatta kalan şehzadeleri bir “yaşam endişesi“ almaya başladı. Nitekim, 1553'“te olup biten trajik olaylar, bu endişelerin hiç de boşuna olmadığını gösterecektir.

Kanunî'nin 1553'“te en büyüğü Mustafa, ötekiler Selim, Bayezid ve Cihangir adlarında dört şehzadesi hayattaydılar. Bu şehzadelerden Mustafa 39, Selim 30, Bayezid 28 ve Cihangir ise 23 yaşlarındaydılar.

Konya Valisi olan Mustafa babası Saruhan (Manisa) Sancakbeyi iken 1515'“te dünyaya gelmişti. Büyük babası Yavuz Sultan Selim“e hem kafa, hem de beden yapısı olarak çok benziyordu. Köklü bir eğitim görmüştü. Sağlam karakteri, iyi yürekliliği, güleryüzlü, çalışkanlığı, bilgisi ile hem ordu hem de imparatorluğun aydın kesiminin geniş ölçüde sevgisini kazanmıştı. Yaşı ve durumu itibarıyla babasından sonra hükümdarlığın tek adayı durumunda Şehzade Mustafa idi...

Gelgelelim, ünlü Hürrem Sultan, Mustafa“nın karşısına her bakımdan bir set gibi çıktı...

Kanunu Sultan Süleyman“ın asıl adı Roksalan olan Hürrem Sultan“dan Selim, Bayezid, Mehmed ve Cihangir adlı dört erkek çocuğu dünyaya geldi. Bunlardan şehzade Mehmed, Süleyman daha Saruhan Sancakbeyi iken ölünce Yeniçeri Ocağı“nın eski odaları karşısındaki mezarına defnedildi ve üzerine bir türbe ve de “Şehzade Camii“ diye ünlü olan cami ile medrese ve imaret yapıldı.

Kanunî“'nin sevgili eşi Hürrem Sultan çocuklarından en çok Bayezid“i sevip kolluyor ve onun Kanunî“'den sonra hükümdar olabilmesi için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bunun için çoktan etkinliğe başlamıştı.

İlk olarak, oğlunun hükümdarlığının en büyük engeli olarak gördüğü, üvey ağabeyi şehzade Mustafa“nın her ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırılması gerektiğini aklına koydu. Kanunî'nin Veziriâzâm“ı İbrahim Paşa ise şiddetli bir şehzade Mustafa yandaşıydı... Hürrem Sultan, ilk fırsatta İbrahim Paşa aleyhindekilerle işbirliği yaparak ilk önce veziriazamı ortadan kaldırtmayı başardı.

Sıra, şehzade Mustafa“ya gelmişti...

Hürrem Sultan, şehzade Mustafa hakkında çeşitli tuzaklar hazırlayarak onun boynunun cellata uzatılması için kolları sıvadı. Hürrem“in çabası sonucu Manisa Sancakbeyi olan Mustafa Amasya“ya, daha sonra da Konya“ya gönderildi ve Hürrem Sultan ın oğullan Selim Manisa“da, Bayezid de Kütahya Sancaklarında görevlendirildi. Şehzade Mustafa aleyhine alınacak düzen ve entrikaları yapmak için henüz “kubbe veziri“ durumunda olan Damad Rüstem Paşa da büyük çaba gösterdi. Mustafa“nın ağzından İran Şahı“na sahte bir mektup yazdırtılarak bu mektupların padişahın eline geçmesi sağlandı.

Kanunî Sultan Süleyman bu esnada sefere çıkmamış, Erdel sorunundan dolayı Macaristan“a vezir Kara Ahmed Paşayı ve Osmanlı“nın Doğu illerine saldırılar düzenleyen şah Tahmasb“a karşı da Veziriâzâmlığa getirdiği damadı Rüstem Paşa“yı görevlendirmişti.

Aslında Hürrem Sultan“ın en yakın adamlarından olan Rüstem Paşa Aksaray yakınlarına gelince ordusunu durdurup beklemeye geçti. Yeniçerilerin şehzade Mustafa“nın padişah olmasını istedikleri, askerlerin yaşlılığı nedeniyle sefere çıkmayan padişahın tahttan indirilerek yerine şehzade Mustafa“yı getirmek için kendisini zorladıkları yolunda bir söylenti uydurup bunu hemen Kanunî Sultan Süleyman“a iletti. Bunun için Sipahiler Ağası Kızıl Ahmedlerden Şemsi Ağa (sonradan Paşa) ile Çavuşbaşını İstanbul“a yolladı. Ve padişahın bizzat ordunun başına geçmesini arz ederek Aksaray“da onu beklemeye koyuldu.

Kanunî, Hürrem ve Rüstem Paşa“nın ortaklaşa uydurdukları yalana inandı. Rüstem Paşa“yı geri çağırarak İstanbul“dan ayrıldı ve doğruca Aksaray“a giderek 1553 yılı Ağustos“un son günlerinde ordusunun başına geçip İran seferine çıktı.

Kanunî, bu sefer esnasında ne yapıp yapıp oğlu şehzade Mustafa“yı ortadan kaldırmayı aklına koymuştu...

Nitekim, şehzadenin feci sonu adım adım yaklaşmaktaydı.

Kanunî, sefer sırasında Kütahya valisi Bayezid“in gereğinde Rumeli topraklarını savunması için Edirne“ye yolladı. Bolvadin“e ulaştığında Saruhan Valisi Kanunî“nin otağına gelerek el öptü. Karaman Ereğlisi“nden sonra Osmanlı ordusu Aktepe“de konaklayınca, şehzade Mustafa“nın askerleriyle birlikte orduya katılması için çadırı kuruldu. Aslında bu bir tuzaktan ibaretti. Nitekim hemen ertesi günü önde gelen Osmanlı devlet adamları Mustafa“nın çadırına giderek el öpüp hil“at giydiler. Ardından, şehzade Mustafa babası Kanunî Sultan Süleyman“ın elini öpmek üzere padişahın bulunması mutad olan divanhane çadırı“ denilen otağa getirildi. Mustafa, çadıra girdiğinde babasının orada olmadığını görüp çok şaşırdı. Ve ne olduğunu anlayamadan yedi dilsiz cellat üzerine atlayıp onu boğmak istediler. Ama, güçlü kuvvetli olan şehzade bir hamle ile kurtulmayı başardı. Tam dışarı çıkacakken saray hizmetlilerinden (sonradan Paşa olan) Zal Mahmud Ağa arkasından yetişip yay kirişiyle şehzadeyi boğdu! Şehzade Mustafa“nın boğdurularak öldürülüşü, sonradan Osmanlı tarihçilerince aynen şu şekilde dile getirildi:

“Sultan Süleyman Hazretleri şehzade Mustafa“yı kati içün huzuru Hümâyûnlarına izhar ettiklerinde şehzade Sultan Mustafa kaziyyeden haberdar olup Şehriyâr Hazretlerininüzerine hücm eyledik,de huddam müteferrik ve perişan oldular.

Mahmud Ağa ol vakit güreşçilik fenninde mahir olmağla Sultan Mustafa“nın üzerine perdâb idüp yıkdı ve bağladı; pes Şehriyâr Hazretleri müşârünüleyhi Zal diyu takib buyurdular.“

Sultan Mustafa“nın çadırda boğulduğu haberi ordu içinde yayılınca, Yeniçeriler kıyameti kopardılar ve bu olay nedeniyle Veziriazam Rüstem Paşa“nın cezalandırılması için nümayişler yapmaya başladılar. Kanunî Sultan Süleyman bu kargaşalık durumunu büyük bir ustalıkla yönetti; derhal kapıcılar Ket-hüdası“nı Divânhâne“ye yollayarak, Veziriazam Rüstem Paşa“dan “Mühr-ü Hümâyûn“ u aldırıp onu görevden azletti ve vezirler toplantı halindeyken üçüncü vezir Haydar Paşa“ya da azledildiğini şu sözleriyle iletti:

* Tiz kendü çadurunuza gidiniz!

Öteki vezirler yerlerinde oturup çıkan kargaşayı müzakere ederlerken, Kapıcılar Kethüdası yeniden içeri girdi ve elindeki “Mühr-ü Hümayûn“u padişahın emri uyarınca yeniçeriler tarafından çok sevilen Tımışvar Fatihi diye anılan ikinci vezir Kara Ahmed Paşa“ya verip, veziriâzâmlığını kutladı. Böylelikle Keh-lei İkbal Damad Rüstem Paşa“nm 9 yıla yakın süren ilk sadareti son bulmuş oldu.

Padişahın, yaptığı bu görev değişiklikleri etkisini gösterdi ve Yeniçeriler yatıştılar.

Hakkında iftiralar ve aleyhine kurulan tuzaklarla canında olan şehzade Mustafa“nın cenaze namazı, ordu içinde bulunan kazaskerlerin de katılımıyla Ereğli“de kılındı ve tabutu babası Kanunî Sultan Süleyman“ın emriyle Bursa“ya götürülüp orada II. Murad“ın türbesi yakınlarındaki mezarına defnedildi.

Batılı tarihçilere göre, Kanunî“nin en büyük şehzadesinin boğdurularak öldürülmesi faciasını ikinci bir facia daha izledi. Batı kaynaklarına yansıyan güçlü bir söylentiye göre, şehzade Sultan Mustafa“nın Bursa ya da Amasya“da bulunan küçük yaştaki oğlu da dedesi Kanunî“nin emri ile annesinin kucağından alınıp cellada teslim edildi ve boğularak öldürüldü...

Şehzade Sultan Mustafa“nın babasının emri ile boğdurularak öldürülüşü ordu içinde olduğu gibi hemen tüm yurtta da büyük bir üzüntü yarattı. Bu ölüm, adetâ bir ulusal matem ile sonlandı. Öyle ki, Mustafa“nın öldürülüşünden duyulan üzüntü, Divan edebiyatında da unutulmaz, derin yankılar uyandırdı, izler bıraktı.

Şehzade Mustafa“nın (kimi kaynaklarda “Şehzade Mustafa Çelebi“ diye de geçer) öldürülüşü konusunda çok sayıda Divan edebiyatı şairinin düşürdüğü tarih ve de duygulu mersiyeleri mevcuttur. Bunların en çok bilineni Taşlıcalı Yahya Bey“in Ebced“ hesabıyla Hicrî yılın 960 tarihini (Miladî 1553) gösteren “Mekr-i Rüstem“terkibiyle kırk iki beyit'lik uzun ve gerçekten çok hazin mersiyedisi'dir. 

 Şair Taşlıcalı Yahya Bey, Mustafa“nın boğduruluşunu bir “cinayet“ olarak görür ve bu konuda bütün sorumluluğun Veziriazam Kehle-i İkbal Rüstem Paşa“da olduğunu ifade eder. Şehzadeye ihanet isnad eden mektupların sahteliğini anlatan şair, bu konuda Veziriazam Kehle-i İkbal Rüstem Paşa“nın rolünü şöyle anlatır:

“Yalancının kuru bühtanı buğz-i pinhânı

Akıttı yâşımuzu yakdı nâr-ı hicranı“

Şehzadenin kollarını tutup yere yıkan ya da kolları tutulup yere yıkıldığında boynuna kemendi geçirip onu boğarak öldüren “Zal Mahmud“, şâir Taşlıcalı Yahya Bey“in beytine göre, Rüstem Paşa“nın adamıdır: “

Getirdi arkasını yîre Zâl-i dev-i zaman

Vücûdunu sitem-i Rüstem ile irdi ziyan“

Sözünü budaktan esirgemeyen şair, Yeniçeriler ile halkın teessürünü aşağıdaki mısralarla dile getirmekten çekinmez:

“Medet medet ki cihanın yıkıldı bir yanı

Ecel Celâlileri aldı Mustafa Hânı“ “

Döküldü gözyaşı yıldızları çoğaldı figân 

Dem-i memât-ı kıyamet gününden oldu nişan

Girîv-ı nâle vu zâr ile doldu kevn-ü mekân

Akar su gibi müdâm aklamakda pir-ü cüvân.“

Şair, mersiyesinin bir yerinde, olay nedenile Veziriazam Kehle-i İkbal Rüstem Paşa“nm idam edilmesi gerektiğini bile öne sürer:

“O cân-ı âdemiyân oldu hâk ile yeksan Diri kala ne revâdur fesâd iden şeytân“ Ve en sonunda işi daha da ileri götürerek Kanunî Sultan Süleyman“ı bile eleştirmekten çekinmez:

Bunun gibi işi kim gördü kim işitti aceb

Ki oğluna kıya bir server-i ömer-meşreb?“

Yahya Bey“in bu ağır ithamlarla dolu mersiyesi uzun süre ağızdan ağıza ve elden ele dolaştı.

Şair, bu olayı kendi ağzından şöyle anlatır:

“Ertesi, orduyu Hümâyun seyrine vardum.

Gûşe gûşe okunur (köşe köşe okunur),

kimi ağlar, kimi Yahya Beğ“in mağrifetüdür deyüp ah iyler gördüm!“

Şair, aslında zaten kendisine düşman olan ünlü Kehle-i İkbal Rüstem Paşa ikinci kez veziriazam olduğunda, Yahya Bey“in “nizâm-ı âlem“ için idamını padişaha arz etmişse de, Kanunî Sultan Süleyman:

* Bu makulelere kulak dutma, ve intikam kasdın itme! diyerek kendisini bile eleştirmekten çekinmemiş olan cesur şairi korumak büyüklüğünü göstermiştir. Tüm bunlara rağmen Kehle-i İkbal Rüstem Paşa şair Taşlıcalı Yahya Bey“i huzuruna getirtip azarlamış ve kendisini görevde bulunduğu Sultan Bayezid evkafı mütevelliliğinden azletmiştir. “ 

BİR “DÜZMECE MUSTAFA“ OLAYI DAHA!..

Osmanlı tarihinde çok sayıda “Ben şehzadeyim!“ diye ortaya çıkan ve adı “Mustafa“ olup “Düzme“ ya da “Düzmece Mustafa“ diye tarihe geçenler vardır...

Kanunî Sultan Süleyman, Nahcivan seferi günlerinde, Rumeli“de bir “Düzmece Mustafa Olayı“ daha yaşandı. Bu seferki “Düzmece Mustafa“, Kanunî“'nin Ereğli yakınlarındaki ordugâhta boğdurtup ortadan kaldırttığı şehzade Mustafa olduğunu söyleyerek ortaya çıktı. Bu sahte Mustafa, Osmanlı kaynaklarında da sık sık belirtildiği gibi, aslında öldürülen gerçek şehzadeye ikiz kardeşi kadar benziyordu.

Bu nedenle sık sık etrafındakilere şöyle diyordu:

* Aman beni sakın ele vermeyin, ben zaten canımı güç kurtardım, her şeyin bir zamanı var!

Düzmece Mustafa, etrafında on bin kişiye ulaşan bir kuvvet toplamayı başardı. Bu askerî güç içinde akıncılar, leventler, hatta yeniçeriler bile vardı. Düzmece Mustafa“nın gerçek kişiliği ve kimliği bilinmemekle birlikte bu sahtekâr Selanik ve Yenişehir yöresinde harekete geçti, oralardan Dobruca“ya kadar ilerleyip yayılmayı başardı.

Bu arada Tuna boylarındaki Silistre, Niğbolu gibi yerlerde de kendisine yandaş bulmuştu. Böylelikle Rumeli“nin çok büyük bir kesimi bu ayaklanma girişimine sahne olmuştu. Osmanlı belgelerinde kendisinden “Bir şahs-ı meçhul ün neseb“ (nesebi belli olmayan meçhul kişi) ya da “bir bed asi ü bed haseb“ şeklinde de söz edilen Düzmece Mustafa, Ereğli yakınlarında ordugâhta cellatların kendisine çok benzeyen başka birini Şehzade Mustafa sanarak, başka birini öldürdüklerini, kendisini aslında: Kanu-nî“nin en büyük şehzadesi Mustafa olduğunu ısrarla öne sürdü. Düzmece Mustafa, çok geçmeden üzerine gelen Osmanlı güçlerine yakalanarak 31 Temmuz 1555“te idam edilerek ortadan kaldırıldı.

ŞEHZADE CİHANGİRİN ÖLÜMÜ

Kanunî Sultan Süleyman“ın Hürrem Sultan“dan dünyaya gelen en ufak şehzadesi Cihangir“di. Cihangir,ağabeyi Mustafa“nın dramatik bir şekilde boğdurularak öldürülmesine inanılmaz ölçüde üzüldü ve hastalanarak yataklara düşüp kısa süre sonra da hayata gözlerini yumdu.

Şehzade Cihangir“in sırtı kamburdu. Ama son derece ince, zarif ve duygulu, yumuşak başlıydı ve babası onu çok sevdiğinden yanından hiç ayrılmazdı. Bu yüzden küçük şehzadesini bir sancağa gönderip yanından ayrılmasını istemedi. Ama, Cihangir “Mustafa“nın katli olayı“ sırasında ordudaydı ve bu dramatik dolayı görmüştü... Halep“de ölünce cenazesi tahnit edilerek İstanbul“a yollayıp Şehzade Camii haziresinde, kardeşi Şehzade Mehmed“in türbesine gömüldü.

Kanunî, sonradan Cihangir“in anısına, onun adıyla anılan camii yaptırdı. İstanbul“daki “Cihangir semti“ adını işte bu şehzadeden almıştır.

 

KAYNAK:ERDOĞAN TOKMAKÇIOĞLU/OSMANLI TARİHİNDE KATLEDİLEN ŞEHZADELER KİTABINDAN

 

KANUNİ DÖNEMİNDE ŞEHZADE OLAYLARI 2 SAYFASINI OKUMAK İÇİN TIKLA! 


 

 

Google


Yorumlar - Yorum Yaz


 

GİYCEM
 

 

 

160 x 600 Low Cost Flight

 

 

 

haberler haberler

 


Günün Fırsatı

Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret628745
Anlık
Yarın
26° 29° 22°
AlışSatış
Dolar2.16192.1658
Euro2.85282.8580